IRB Üyeliği Hayal mi Yoksa Gerçek mi?

Rugby Türkiye yeni tarzı ile yayın hayatına devam etmeye başladığından bu yana, ilk yazımı yazmak heyecan verici. Dünya’da ragbi heyecanı tüm hızıyla devam ederken, Türkiye’de devam eden bir "ragbi”den söz etmek ise imkânsız.
Yaz ayları boyunca ülkemizde ragbi, İstanbul’daki takımların kendi aralarında düzenledikleri 2 adet 7s turnuvası ve ODTÜ ile Karma bir takım arasında oynanan 15′li ragbi karşılaşmasından ibaret oldu. Ama Rugby Türkiye ekibi olarak biz, bu sporun ülkemizdeki tanınırlığını merak edip, kameramızı alıp sokağa çıktık. İlk olarak ragbi topunu gösterip, "bu ne topu” diye sorduk ve birbirinden ilginç cevaplar aldık. Videoyu bu linkten seyredebilirsiniz:
http://kartallar.rugby.az/index.php?newsid=28
Gördük ki, ragbi aslında hemen hemen hiç tanınmıyor ülkemizde. Bir de şu ortaya çıktı: Oval olan her top, Amerikan Futbol topu, voleybol ve pinpon topu diyenleri bir kenara bırakırsak… Bakalım ragbi deyince vatandaşın aklına neler geliyor?


Peki, Amerikan Futbolu bu kadar tanınırken, ragbi neden hemen hemen hiç bilinmiyor ülkemizde?
Suçu hemen federasyonun üzerine atmayacağım tabii ki. Önce kendimize bakmakta fayda var. Belki de ragbi camiası olarak biz, kendi küçük ragbi çevremizde bu sporu yapmaktan hoşnuttuk. Ragbi bizim hobimizdi ve biz hobimizi eğlenerek yerine getirebiliyorduk. Ama camia genişler, bilinirlik artar, ragbi daha popüler hale gelirse, işin altından kalkamayacağımız düşünmüş olabiliriz. Kısaca kapalı, tanıdık ve güvenli bir alanda ragbi oynamak basit gelmiş olabilir. Tabii bu benim düşüncem…
Yukarıda saydıklarımın doğru olduğu üzerinden gidersek, kendi içimizde çelişkilere de düştük bana göre. Eğlenmek için yaptığımız bu sporu gereğinden fazla ciddiye alıp, yeri geldi birbirimizi yedik. Diğer bir çelişki ise gelişmek istemediğimiz halde, bu sporun gelişmemesinden yakınmakdı.
"Hakem yok” dedik, hakemler olunca yönetimlerini beğenmedik. Daha sonra hakem atamaları problemleri ortaya çıktı, atamalara federasyon yönetimi karıştı, yetki tek bir kişinin elinde toplantı, eğitimler verilmedi, vs… Ve tabii işin suyu çıktı.
"Antrenör yok” dedik, herkesin katılabildiği bir antrenörlük kursu oldu; gittik, belgelerimizi alamadık. Sonra TRF’nin Samsun’da aniden bir antrenörlük kursu düzenleyesi tuttu. Kimseye zamanında haber verilmediğinden, sadece o şehirdeki ve birkaç farklı şehirden katılımcıyla gerçekleşen kurs sonucu, yine fiyasko oldu. Bildiğim kadarıyla kimse resmi belgelerini alamadı.
Kısaca biz; belki de farkında olmadan ragbinin önüne setler çektik. Saydıklarım bana göre, bizim hatalarımız. Tabii federasyonun da etkisi çok fazla var.
TRF Başkanı medyayı beslemedi. Çıktığı her programda, TRF’ye bağlı olan ragbi için kendisi tarafından başarılmış pes pembe bir tablo çizdi. Zannedersiniz ki Türkiye bir Yeni Zelanda olmuştu ragbi kulvarında. Başkan 2016 Rio Olimpiyatları’na katılacağımızı ve başarı elde edeceğimizi savundu her yerde. Ama şöyle bir araştırmadı ki; matematik hesabı olarak; Türkiye’nin Avrupa Uluslar Liglerin’de en alt kategoride mücadele ettiğini, elemelere katılacak liglere çıkabilmesi için sürenin hiçbir şekilde yetmediğini görebilsin. Sadece göz boyamaya kalktı. Ortaya çıkan yeni eleme sistemine göre ise Türkiye’nin olimpiyat rüyası bir daha ki sefere kadar komple bitti.
Basın sektörünün içinde olduğum için biliyorum, basın mensuplarının basın toplantısı ve tanıtımlara katılımını sağlamak zordur. Ama bunun basit ve çok az masraf gerektiren, kahvaltı, kokteyl gibi yolları vardır. TRF Başkanı çok az maliyetle basın için ragbi tanıtım toplantıları, gösteri maçları düzenleyebilirdi. Böylelikle ragbi camiası haberlere, sadece çıkan kavgalar ve Milli Takım’da yaşanan fiyaskolar ile çıkmazdı.
TRF Başkanı ÜNİLİG avantajını da kullanıp, üniversitelerde ragbi tanıtım günleri düzenleyemez miydi? Hatta BESYO olan okullarda, ragbinin ders olarak okutulması için çalışmalar yapamaz mıydı? Bakın Rusya’nın ragbi başkenti Krosnoyarsk’da olduğu gibi okullardaki beden eğitimi derslerine ragbiyi sokmak için çalışmalar yapamaz mıydı? (Yazıyı bu linkten okuyabilirsiniz: http://www.rugbyturkiye.net/v2/rus-ragbisinin-kalbi-krasnoyarsk/ )
Veya takımlar olarak "bu açığı kapatalım” diyerek taşın altına elimiz koyup, kurduğumuz Ragbi Kulüpler Derneği’nin önüne engeller koyarak eline ne geçti?
Ragbinin Türkiye gibi bir ülkede gelişmesi çok zor değil. Bakın Senegal’e; sadece iki kişiden oluşan federasyonu yerli oyuncu sayısını nasıl arttırabilmiş. IRB sıralamasında 43. ülke olmuş ve en iyi Afrika takımları arasında. Bu çok büyük bir başarı… Tabii bu başarının arkasında IRB’nin "Get Into Rugby” programı da var. Ama Senagal Ragbi Federasyonu’nun en büyük başarısı IRB’ye üye olabilmek. Çünkü "Get Into Rugby” programından sadece üye ülkeler faydalanabiliyor.
Bu program kısacası gelişmekte olan ragbi ülkeleri için destek projeler olarak özetlenebilir. Amacı ise maddi ve manevi destek ile o ülkede ragbiyi geliştirmek ve yaymak. Türkiye’nin de bu programdan yararlanma hakkı var. Fakat önce IRB üyesi olmak zorunda. İşte geldik yazımızın başlığına: "IRB Üyeliği Hayal mi Yoksa Gerçek mi?”
Şartlar sağlanmış olsa, normal programa göre Türkiye önümüzdeki sene IRB’ye yedek üye olarak kabul edilmesi gerekiyor. Ne yazık ki şu anki şartlar göz önünde bulundurulduğunda ise bu kocaman bir hayal, hayali bırakın ütopya.
IRB üyeliğinin bazı şartları var. En önemlisi bağımsız bir ragbi federasyonunun olması. Ayrıca ragbi federasyonunun başkanı ve yönetim kurulunun ragbi adamları yani ragbi ile iştigal eden kulüpler tarafından seçilmesi gerekiyor. Hal böyle iken, bünyesinde dört ayrı branş barındıran TRF’nin IRB üyeliği imkansız gözüküyor.
Haydi, bunları geçtik diyelim; diğer bir şart erkek, kadın, U21 ve U18 takımlarının ve liglerinin olması gerekiyor. Emin olun senede bir kez düzenlenen Kadın 7s turnuvaları ligden sayılmıyor. Ayrıca hem erkek, hem kadın, hem de genç milli takımlarının olması gerekiyor ve bildiğiniz gibi ne gençler ligimiz ne de bir genç milli takımımız var. Bu nedenden dolayı da görünen o ki, sınıfta kaldık.
Tabii ki eğitim kursları ve seminerlerine de bakılıyor. Aldığım bir duyuma göre, FIRA-AER’e, yeni adı ile Rugby Europe’a göre ülkemizde 2 senedir resmi bir antrenörlük ve hakemlik semineri yapılmamış durumda. Böylece bu taraftan da hakkımızı kaybettik.
Haydi, bunları da geçtik diyelim; bildiğim kadarıyla Rugby Europe’ın olumlu şekilde IRB’ye tavsiyede bulunması gerekiyor. Fakat aldığım bir duyuma göre Türkiye en son 20-21 Temmuz 2014’de Hırvatistan’da gerçekleşen Rugby Europe Genel Kurul Toplantısı’na mazeret göstermeden katılmamış. Tabii ki bu bir duyum. Umarım doğru değildir. Eğer doğru ise Rugby Europe’ın gözünde pek de hoş bir izlenim olmasa gerek. Eğer duyum yanlış ise TRF’den aksini belirten bir açıklama gayet iyi olur kanaatindeyim.
Uzun lafın kısası, eğer işin içinde uluslararası siyaset yoksa normal şartlarda Türkiye IRB üyelik şartlarını yerine getiremiyor. Böylelikle önümüzdeki sene için Türkiye’nin IRB üyeliği imkânsız gözüküyor. Bu bağlamda "Get Into Rugby” programından yararlanmak da bizim için bir hayal… O zaman ülkemizde ragbiyi tanıtmak ve yaymak yine bizlere düşüyor.
Kalın sağlıcakla…
Oytun ÇÖLOK
http://www.rugbyturkiye.net/v2/irb-uyeligi-hayal-mi-yoksa-gercek-mi/

Yorum ekle